Hakan Atilla, kara kutuyu açtı

Gazetemiz yazarı Barış Terkoğlu, görüşülecek, “Hakan Atilla, kara kutuyu” açıldı ABD yazısında, bir dönem yargılanan Hakan Atilla ile ilgili röportajına.

Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun adındaki son çocukların iddiasındayken Bank Asya’nın başına geleceğini söyleyen Hakan Atilla, yargılanacak zamanı.

Terkoğlu’nun yönetimin ilgili bölümü:

“Türkiye Seda Peker’in iddialarını benim seçimim benim o vardı. Bir “kahraman” ilan uçak kapılarında karşılanan Mehmet Hakan Atilla’dan söz ediyorum. Halkbank’ın genel tercihleri ​​ABD tarafından doğru bir şekilde bir yargılanmış, cezalandırılmış, iki şekilde çok iyi bir şekilde değerlendirilmiş. Hapiste kullanım, Türkiye’ye sınırlandırıldı. Aynı yıl, 21 Ekim 2019’da, Borsa İstanbul’un genel müdürü oldu.

Şimdi nerede geldi diyeceksiniz…

Hakan Atilla, Rıza Sarraf davasında uğradığı haksızlığı, ABD hapishanelerinde geçen günlerini bir kitapla anlatıyor. kâh gülerek kâh hüzünü gözden geçirerek. Açıkça yazmıyordu ama kırgınlığında kırgınlığını giymek. Sanki Halkbank, kendi yöneticisini bırakmıştı.

Müdürün Dönemi Halkbank genel’ müdürlüğünde Atilla’nın, ABDye’nin oluşturduğu ve iş seyahatinde, genel Ali Fuat Taşkesenlioğlu iken, görüşmeden susan Atilla’ya “ susan Atilla’ya “Konuşmak ister misiniz” dedim. O da kabul etti. İşte o an, madalyonun görünümünden göründü.

Atilla bugün Çeşme’de sakin bir hayat yaşıyor. ABD’de “İtirafçı ol” baskınlarına, “Ben suç işlemem”, Atilla’nın, yaşadığı yerlerin gibi acısını giderecek gibi toprak ve kolay kullanımlı. Gelgelelim, beton ve demirin başlangıcından bir gün, aklının içinde bir yerde duruyor.

“TAŞKESENLİOĞLU ÜSTÜNE DÜŞENİ YAPMADI”

“ABD’ye gönderilişinizin bir kumpas olduğu kabul edilebilir mi” diye düşünüyorum. Cevap bilgileri:

“Elbette yaptım. iki mesele var. Bir, benim gidiş ilgiliim bono ihracı ile olduğu için bu süreci belirliydi. Bankanın süregelen işiydi. Gidişim dedi. Haliyle, ayrıntılı bir şekilde planlanacağını. Ama ikinci, benim ABD’de, birilerinin oradaki irtibatlarına iletmiş olma var. Elinizde belge, bilgi var mı derseniz, yok. Ama düşündünüz mü derseniz, evet düşünüyorum”

Atilla, ABD’ye girerken değil, dönüşte ölüm ölümü. Haliyle bu süreç, belki de o ABD’ye girdikten sonra hazırlanmıştı. O da bu düşüncedeydi: “Eğer sizin gibi hazırlık olsa ABD’ye indiğimde tutuklanırdım. Orada öğrenildikten sonra sonra geçildi. Dönüşüme yetiştirdiler. Bana ait olmayan bir ses kaydı gösterip tutukladılar. Beni tutukladıktan sonra da gerisini hazırladılar”

“AVUKAT BİLE TUTMADILAR”

Peki, Hakan Atilla, hapisteyken Halkbank yönetimiyle fikir ayrılığı mı yaşadı? Bankanın o dönemki genel müdürü, Bank Asya’dan alınan Ali Fuat Taşkesenlioğlu haline gelmesi, bu soru kritik hale gelecek:

“Evet. ABD’de iddiaları Türkiye’den farklı işliyor. Bankanın, savcılık, henüz iddianameye dönüşmeden adım atmasını ve bu işi kapatmasını istedim. Davayaktan sonra savunma yapmak kolay değil. Benimle aynı fikirde değillerdi. avukat bile tutmadı banka. Ben Hakan Atilla için tutuklanmadım. Halkbank şirketinden tutuklandım. Şunu beklerdim; banka öne, ‘Muhatap biziz, o değil’ demeliydi. Banka bunu yapmadı. Eğer yapsaydık, biz bu olmayacakdık. Dedim ya, avukat bile tutmadı banka”

“DELİL VE TANIK DESTEĞİ YOK”

Atilla’nın sözleri şaşırtıcıydı. Anlattığına göre yönetim, tam değil, bir banka ilgisiz gibi bir suçtan yargılanıyormuş gibi davranıyordu. “Ya siz avukatınız?” dedim Atilla’ya. Meğer o da karışıkmış: “Benimle olur iki avukat oldu. Biri ABD’de beni savunan avukat. Onu banka planlamadı. Tesa, tutuklandığım gün elçilik yanlısı avukattı. Öteki de beni tanıyan, Türkiye ile irtibatımı Türk avukattı. Bankalar için ödeme ücretini ödedi. Ama bu Halkbank’ın anlam ifade ettiği anlamına gelir. Süreci sahiplenen bir hukuk mücadelesiyle bu iş iddianameye bile dönmeyebilirdi. Kurumsal olarak sahiplenilmemenin kırgınlığını korumak.” Zaten daha da beteri vardı: “Halk için kendilerini savunmadan dabank’a başvurmam. Bankadan savunmamı destekleyecekler. Musaade etmediler. Savunmam için deliller talep ettim. Kullanmak zorundalar. Bu Düzeyli savunma bile yapamadım. tabi ki kırgınım”

“NE SIFATI VARDI DA GELDİ?”

Atilla, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun süreç ve süreç yönetimi için “basiretli olmak kesin, en hafifinden vizyonsuzluk” tespitinde bulunuyor. Taşkesenlioğlu’nun tamamlanmasının ardından Halkbank’taki hazırlık aşamasından da planlanmakta olan işe bağlıyor. Haliyle sordum, nasıl oldu da Taşkesenlioğlu, Bank Asya’dan, bir gündebank’ın başına geldi mi? Atilla gerçekleştirilmesini anlattı: “Hangi vasfı değerlendirildi ki bu göreve getirilmek ben de merak ediyorum. Beraberlik. Bankaya katkıda bulunabilecek tek bir şey hakkında. Ne sıfatı vardı da genel müdür oldudum. Belki atanan atayan imzayı Ali Babacan isteklir. Mesele hep Sarraf’a indirgendi. Halkbank, o günlerin operasyonlarını iyi yönetiyordu. Uluslararası firmalara da hizmet ediyordu. Bu durum birilerinin gelebilmiş olabilir. Atanacak kişi özelliklerini karşılaması gerekirdi”

.

Leave a Comment